Türkiye’de okul öncesi eğitimin temelleri 20. yüzyılın başlarına kadar uzansa da, bu alanın kurumsallaşması Cumhuriyet’in ilanından sonra hız kazanmıştır. 1923 sonrasında açılan ana mektepleri, çocukların ilkokula hazırlık sürecinde önemli bir adım olmuştur. 1940’lı yıllarda Köy Enstitülerinde de okul öncesi eğitime yönelik çalışmalar yapılmış, öğretmen yetiştirme süreçleri bu dönemde güçlenmeye başlamıştır.

1970’lerden itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikaları doğrultusunda okul öncesi eğitim daha geniş bir çerçevede ele alınmış, öğretmen yetiştirme programları üniversitelerde yer almaya başlamıştır. 1990’lı yıllar, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması açısından önemli bir dönem olmuş; öğretmenlik programları yeniden yapılandırılmıştır.

2000’li yıllardan itibaren Avrupa Birliği uyum süreci, erken çocukluk eğitiminin niteliğini artırmaya yönelik reformları beraberinde getirmiştir. Bugün Türkiye’de okul öncesi öğretmenliği, eğitim fakültelerinin Okul Öncesi Öğretmenliği lisans programları aracılığıyla yürütülmekte; çocuk gelişimi, pedagojik formasyon, özel eğitim, oyun temelli öğrenme ve aile katılımı gibi alanlarda uzmanlaşmış öğretmenler yetiştirilmektedir.

Günümüzde Türkiye’de okul öncesi öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda, özel eğitim kurumlarında ve çeşitli erken çocukluk merkezlerinde görev yapmakta; çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen kritik bir rol üstlenmektedir.