Türkiye’de İngilizce öğretmenliğinin temelleri, 19. yüzyılın sonlarında yabancı dilin özellikle askerî ve diplomatik alanlarda önem kazanmasıyla atılmıştır. II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet’in ilanından sonra modern okullarda yabancı dil derslerine daha sistemli şekilde yer verilmiş, bu dersleri okutacak öğretmen ihtiyacı belirginleşmiştir.
Cumhuriyet döneminde yabancı dil öğretimi, özellikle ortaöğretimde İngilizceye ağırlık verilerek yeniden yapılandırılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren Türkiye ile Batı dünyası arasındaki siyasi ilişkilerin gelişmesi, İngilizceye olan ilgiyi artırmış; öğretmen yetiştirme kurumlarında İngilizce alanında uzmanlaşma imkânları artmıştır.
1970’li yıllarda eğitim fakültelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte üniversitelerde İngilizce öğretmeni yetiştiren bölümler açılmıştır. 1998 yılında YÖK-MEB iş birliğiyle yapılan öğretmen eğitimi reformu sonucunda, "İngilizce Öğretmenliği" lisans programları yapılandırılmış ve dört yıllık kapsamlı bir eğitim modeli benimsenmiştir.
2000’li yıllarda Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ilkeleri doğrultusunda yabancı dil öğretimi yeniden şekillendirilmiş; iletişimsel dil öğretimi, teknoloji entegrasyonu ve ölçme-değerlendirme odaklı içerikler programlara dâhil edilmiştir. Günümüzde İngilizce öğretmenliği programları, pedagojik yeterliliklerin yanı sıra kültürlerarası iletişim, eleştirel düşünme ve dijital dil öğretimi becerilerini de kapsayan çok yönlü bir yapıya sahiptir.