Türk dili, günümüzde edebiyat ve bilim dili olarak kabul edilen birçok dünya dilinden daha eskidir ve daha eski yazılı metinlere sahiptir. Yunan - Latin dilleri hariç, Avrupa’da Türkçeden daha eski yazılı metne sahip herhangi bir dil yoktur. Türk yazı dilinin tarihi VII. ve Vlll. yüzyıllarda Orhon vadisinde dikilmiş olan yazıtlarla başlar. Gerek Orhon Yazıtları'nda kullanılmış olan gelişmiş ve işlek dil gerek komşu ülke kaynaklarında yer alan bilgiler, Türk yazı dilinin başlangıcının çok daha eskiye gittiğini gösterir. Ural ve Altay dilleri arasında da en eski yazı dili Türkçedir. Günümüzde yaklaşık 220 milyon kişinin konuştuğu Türkçe, Altay dil ailesinin en fazla konuşulan kolu olmuştur. 

Türkçe çeşitli yazı dillerine ayrılmaktadır. Bu yazı dilleri Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Uygur Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Karaçay Türkçesi, Balkar Türkçesi, Nogay Türkçesi, Hakas Türkçesi, Altay Türkçesi, Tuva Türkçesi ile Çuvaşça ve Yakutçadır. Ana dili olarak konuşanların dışında Türk dili lehçelerini birinci dil, ikinci dil veya yabancı dil olarak konuşanlar da bulunmaktadır. Özellikle Türkiye Türkçesinin pek çok ülkede konuşulduğu tespit edilmiştir. Ethnologue verilerine göre Türkiye Cumhuriyeti dışında 34 ülkede daha Türkiye Türkçesi konuşulmaktadır.

Dünyada bünyesinde Türkçe öğretilen, Türk dili ve edebiyatı araştırmalarının yapıldığı, Türkoloji bölümlerinin bulunduğu yirmi sekiz ülke vardır. Bu ülkeler şunlardır: Almanya, Avustralya, Azerbaycan, Beyaz Rmya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Endonezya, Fildi!,i Sahil/eri, Gürcistan, Irak, İran, İsveç, japonya, Kamerıtn, Kazakistan, Kırgı zistan, Kolombiya, Kosova, Litvanya, Macaristan, Mısır, Moldova, Romanya, Rusya, Türkmenistan, Ukrayna, Venezuela, Yemen.

Yaşadıkları farklı coğrafyalarda “Türk Dünyası”nın mensubu olan Türkler kendi bölgelerinde Türkçenin çeşitli lehçeleriyle eserler üretmektedir. Üstelik, Türk Dünyası Edebiyatı’nın şubelerini oluşturan bu lehçelerin edebiyatları ayrı ayrı köklü birer geçmişe ve altyapıya da sahiptir. Bu çerçevede Türkiye, Azerî, Türkmen, Özbek, Kırgız, Kazak, Kıbrıs, Batı Trakya, Bulgaristan, Makedonya, Yugoslavya, Romanya, Gagavuz, Irak, Afganistan, Uygur, Tatar, Başkurt, Kırım, Karaçay-Malkar, Kumuk, Nogay, Karakalpak, Altay, Hakas, Tuva ve Saha (Yakut) Türklerinin edebiyatları hâlen devam eden birçok ortak noktasıyla birlikte ayrı ayrı tarihî gelişimlere de sahiptir.

Türk edebiyatının dünyadaki seyrinin başka bir kolunu da başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, bir Türk devleti dışında yaşayan Türk edebiyatçılarının kaleme aldığı ürünler oluşturmaktadır. Bu edebiyatçıların bir kısmı ana dilleri olan Türkçeyle eserler verirken, bir kısmı yaşadıkları ülkelerin dilleriyle eserler vermekte; bir kısmı da eserlerini hem Türkçeyle hem de yaşadıkları ülkelerin dilleriyle kaleme almaktadır. Örneğin Yağmur Atsız, Yücel Feyzioğlu,  Vehbi Bardakçı (Almanya), Osman Necmi Gürmen, Sedef Ecer (Fransa), Murat Tuncel, Alparslan Kılıç, Ahmet Demirhan (Hollanda), Aşkın Özcan (İsveç), Mustafa Kör (Belçika) vb.

Dünyadaki Türk edebiyatının önemli kollarından birisini de Türk edebiyatı ürünlerinin çevirileri oluşturmaktadır. Bu edebiyatçıların başını ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov çekmektedir. Aytmatov’un eserleri 150’den fazla dile çevrilmiştir. Yunus Emre, Mevlana, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nedim Gürsel, Latife Tekin, Gülten Akın, Ayşe Kulin, Erendiz Atasü, Buket Uzuner, İnci Aral, Perihan Mağden, Enis Batur, Elif Şafak ve 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Orhan Pamuk gibi isimler, dünya dillerine en çok çevrilen yazarlarımız arasında yer almaktadır.